YAŞAMA SEVİNCİ

Gün akşam olmuş, karanlık çökmüştü bile…Günün bütün yorgunluğu hissediyordu artık bütün bedeninde. Gün içinde deniz kenarında çalışmış, oradaki atıklardan, işe yarayanları toplamıştı. Hayranlıkla, banklarda ki sevgilileri izlemiş,çok farklı bir yaşantıyı görerek,birazda kıskanarak, gözlemişti etrafı..
İçinde isyanlar vardı… Niye ben eziliyorum, niye ben bu yaşlarda zor şartlarda çalışıyorum, niye benim annem babam zengin olmadılar diye düşünerek, dolaştı bütün gün…
Yorgun Yorgun…!!

Ekmek teknesini deniz kenarına çekip, içine de kendisini atıp, denizdeki yakamozları,ışıklandırmaların denizdeki yansımalarını izlemeye başladı…
Köyü aklına geldi, burnunda tüten anası geldi aklına. Çalı çırpı ateşi ile pişen kete ekmeğinin kokusunu bile hisseti…
Altı kardeştiler…
Hepsi bir bir dizildi, gözünün önüne.. Hüso, Zeyno, Ahmet, Kadir ve Fatma..

Hatta eşekleri Ela yı Köpekleri Fındığı, Kedileri Esmeri bile çok özlemişti….
Ve bu hayallerini denize bırakarak, uyuyup gitti..
…..
Hayat çok acımasızdı…
Bazıları için daha da bir zordu üstelik…
Namık Olgun

Bir Cevap Yazın

× WhatsApp Destek
%d blogcu bunu beğendi: