Cüneyt Arkın: Kedim Öldü

Ona çocuk adını takmıştım.
Gerçekten çocuğumdu.
Çok önceleri anlatmıştım, arka bacakları tutmuyordu.
Sürnüyordu çocuk.
Annesi, kardeşi atlıyor, zıplıyor, ağaçlara tırmanıyor, o sürünüyordu.
Ve öylesine acıklı, yürek parçalayan bir bakışla bakıyordu ki bana ‘beni yürüt’ diyordu böylece.
O, acıklı, yalvaran bakış gözlerimin önünden hiç gitmiyordu.
Acilen tedaviye başladık. Veteriner bir yandan biz bir yandan.
Geceleri karımın göğsünde uyuyordu.

Bir çocuk gibi.

Her zaman koltuğuma çıkar, başımı dizine dayardı. Okşar, severdim. Onu, hele hele çene altını kaşıdığımda dehşetli keyiflenir. ‘mirmira başlardı.
Yavaş yavaş iyileşmeye başladı. Önceleri düşe kalka, sonra çok rahat yürümeye başladı.
Çok mutluydu. Peşimden koşuşturuyordu. Sokaktan içeri girdiğimde, nerede olursa olsun, tatlı sesler çıkararak bizi karşılardı. Kuytu, serin yerlerde uyurdu.
‘Çocuk, nerdesin gel’ diye seslendiğimde yine aynı melodik tatlı sesler, çıkararak yanıma gelirdi.

Geceleri, yatıncaya kadar koltukta karımın yanına uzanırdı. Vücutları birbirlerine değerdi. O sıcaklığı duyardı.
Tatlı tatlı konuşurlardı.
Bir şey istediğinde patisiyle bacaklarımıza dokunurdu.
Evi sevgi ve güzelliklerle doldururdu.
Seyahate çıkacağımızda, valizleri görür anlardı ayrılığı.
Küserdi.
Bü yüzden karım seyahatlerden vazgeçmişti.
Veterinere teşekkür ettiğimde ‘ben bir şey yapmadım, onu sizin sevginiz iyieştirdi’ dedi.
Güzel, mutlu günler yaşadık.
‘Çocuk’ varlığımızın bir parçası olmuştu.
Sonra hastalandı. Önce durumu kavrayamadık. Beklemiyorduk böyle bir felaketi.
Veteriner çoğunluk yanındaydı.
Ama çok halsizdi. Bir şey yemiyordu.
Serum takılmaya başlandı.
Göz göze geliyorduk. Hüzünlü bir şeyler vardı gözlerinde.
Sevip, okşuyor, konuşuyorduk onunla,. Kısa, halsiz cevaplar veriyordu.
O gün birden canlandı., koltuğuma çıktı. Başını dizime koydu. Usul usul sevdim. Çene altını kaşıdım. Keyifli mırıltısı duyulmuyordu. Sonra kaltı annesine gitti. Karım ona güzel, merhametli şeyler söyledi.

Damla damla suyunu içirdi.
Gün ağırırken uzandı.
Öldü.
Karım çöktü.
İçim boşaldı. Varlığımın büyük bir parçası kopup çocukla beraber gitmişti. Acı, kalan parçamı kavuruyordu.

Sanki hayat bitmişti.

Neden sonra çocuğun masum gözlerini kapattık. Silip temizledik.
Karım bir çocuk gibi içini çeke çeke ağlıyordu.
Boğazıma bir yumruk gelip oturmuştu.
Çocuğun ön patisine takılmış sentetik iğneyi çıkarırken karımın sesini duydum.
‘aman Fahrettin dikkat et, canını acıtma.’

Haber: gazetepati.com Mehpare OYMAK

Bir Cevap Yazın

× WhatsApp Destek
%d blogcu bunu beğendi: